Bir toplumu yok etmek için tanklara, toplara ya da açık savaşlara her zaman gerek yoktur.
Bazen en etkili yıkım, sessizce ve zamana yayılarak gerçekleşir.
Fark edilmeden, alıştıra alıştıra…
Ve çoğu zaman toplumlar, bu sürecin içinde olduklarını ancak çok geç fark ederler.
Eğer bir toplumu zayıflatmak istiyorsanız, önce eğitimden başlayın.
Eğitimin niteliğini düşürün, sorgulayan bireyler yerine ezberleyen nesiller yetiştirin.
Okullar yalnızca diploma dağıtan kurumlara dönüşsün.
Çünkü düşünen birey, yönlendirilmesi zor bireydir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de zaman zaman eğitim politikaları üzerine yapılan tartışmalar, bu konunun ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor.
Eğitim yalnızca bireyin değil, toplumun geleceğidir.
Sonra üretimi hedef alın.
Üretmeyen bir toplum, tüketmeye mahkûm edilir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir halk, karar alma gücünü de yitirir.
KKTC gibi sınırlı kaynaklara sahip bir yapıda üretimin desteklenmemesi, uzun vadede toplumsal direncin kırılmasına yol açabilir.
Tarımın, sanayinin, yerel girişimcinin zayıflaması; dışa bağımlılığı artırır, özgüveni azaltır.
Aile yapısını zedelemek ise bir diğer kritik adımdır. Aile, bir toplumun en küçük ama en güçlü yapı taşıdır. Değerlerin aktarıldığı, bireyin kimliğini bulduğu yerdir.
Aile bağları zayıfladıkça, toplumun dokusu da çözülür. Birey yalnızlaşır, aidiyet duygusu kaybolur.
Ve belki de en tehlikelisi: Bilge insanları, kanaat önderlerini itibarsızlaştırmak.
Toplumun yol göstericileri susturulursa ya da değersizleştirilirse, geriye yalnızca gürültü kalır.
Bilginin yerini dedikodu, aklın yerini manipülasyon alır.
KKTC’de de zaman zaman deneyimli isimlerin, akademisyenlerin ya da toplumsal hafızayı taşıyan kişilerin yeterince dinlenmemesi, önemli bir kayıp olarak karşımıza çıkıyor.
Bir toplumu ayakta tutan şey; eğitimli bireyler, üretken ekonomi, güçlü aile yapısı ve saygı duyulan kanaat önderleridir.
Bunlardan biri bile zayıfladığında sistem sarsılır. Hepsi birden zarar gördüğünde ise çöküş kaçınılmaz hale gelir.
Ancak her çöküş ihtimali, aynı zamanda bir uyanış fırsatıdır.
KKTC özelinde de çözüm, bu temel alanlara yeniden yatırım yapmak, toplumsal bilinci güçlendirmek ve geleceğe umutla bakabilecek bir yapı inşa etmektir.
Unutulmamalıdır ki bir toplumu yok etmek zor olabilir, ama onu ayağa kaldırmak da imkânsız değildir. Yeter ki doğru yerden başlanılsın.
KKTC Üzerinden Bir Okuma yazısı ilk önce Kıbrıs Hakikat üzerinde ortaya çıktı.








