Reuters tarafından Amerika, Avrupa ve Asya borsalarında işlem gören yüzlerce şirketin mali raporları üzerinden yapılan kapsamlı analiz, İran ile yaşanan savaşın küresel ekonomide yarattığı tahribatın boyutunu gözler önüne serdi. Savaşın henüz üçüncü ayında, dünya genelinde en az 279 dev şirket, çatışmaların yarattığı finansal şoku atlatabilmek için acil savunma pozisyonuna geçti.
İran’ın küresel petrol ticaretinin şah damarı konumundaki Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla petrol fiyatlarının varil başına 100 doları aşması, şirketleri temettü ödemelerini askıya almaya, işçi çıkarmaya, ürünlere fahiş zamlar yapmaya ve hükümetlerden acil nakit desteği talep etmeye zorladı.
İş dünyası temsilcileri, mevcut tablonun 2008 küresel ekonomik krizinden ve salgın döneminden çok daha ağır bir endüstriyel çöküşe işaret ettiğini belirtiyor.
En çok havacılık sektörü etkilendi
Savaşın maliyet yükünü en ağır sırtlayan sektör, jet yakıtı fiyatlarının neredeyse ikiye katlanmasıyla 15 milyar dolarlık bir kayıpla karşı karşıya kalan havacılık sektörü oldu. Havayollarını, petrol fiyatlarındaki her 5 dolarlık artışın maliyetlerini katladığını açıklayan kimya, otomotiv ve tüketim malları devleri izledi. Japon otomotiv devi Toyota çatışmalar nedeniyle 4,3 milyar dolarlık bir zararla karşı karşıya olduğunu duyururken, Procter & Gamble şirketi net kârından 1 diler doların silindiğini açıkladı.
Hızlı tüketim devi McDonald’s bile tedarik zincirindeki kırılmanın uzun vadeli bir enflasyon dalgası yaratacağı uyarısında bulunarak, yüksek yakıt fiyatlarının düşük gelirli tüketicinin talebini tamamen bıçak gibi kestiğini vurguladı.
Piyasalardaki etki büyüyecek mi?
Ekonomistler ve piyasa analistleri, şirketlerin ilk çeyrekte finansal koruma kalkanları sayesinde ayakta kaldığını ancak asıl büyük darbenin yılın ikinci yarısında vuracağını öngörüyor. Gübre, alüminyum, helyum ve polietilen gibi kritik ham maddelerin sevkiyatı durma noktasına gelirken, yüksek enerji maliyetlerinin Avrupa ve Asya pazarındaki üreticileri çok daha savunmasız bıraktığı belirtiliyor.
Maliyet artışlarının doğrudan raflara yansıtılmasıyla körüklenecek küresel enflasyonun, halihazırda kırılgan olan tüketici güvenini sarsmasından ve dünya genelinde derin bir durgunluğa yol açmasından endişe ediliyor.






