Tarih boyunca devletlerin ve milletlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri güçlü olmalarıdır. Güç yalnızca ekonomik ya da siyasi değildir; aynı zamanda askeri hazırlık ve caydırıcılık da bir devletin varlığını güvence altına alan temel unsurlardandır. İşte bu düşünceyi asırlar öncesinden günümüze taşıyan meşhur bir söz vardır: “Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah.”
Bu sözün özünde çok derin bir devlet aklı ve tarih tecrübesi yatmaktadır. Aslında düşüncenin kökeni Antik Roma’ya kadar uzanır. Romalı askerî düşünür Publius Flavius Vegetius Renatus, yüzyıllar önce “Si vis pacem, para bellum” yani “Barış istiyorsan savaşa hazırlan” demiştir. Bu ifade daha sonra farklı kültürlerde farklı biçimlerde dile getirilmiş, Osmanlı Türkçesinde ise “Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah” şeklinde karşılık bulmuştur.
Bu söz yalnızca savaş çağrısı değildir. Tam tersine, barışın korunabilmesi için güçlü olmanın gerekliliğini anlatır. Tarih bize defalarca göstermiştir ki, savunması zayıf olan devletler barışı korumakta zorlanır. Güçlü olan devletler ise çoğu zaman savaşa girmeden barışı sağlayabilirler. Çünkü güçlü bir ordu ve hazırlıklı bir toplum, karşı tarafa caydırıcı bir mesaj verir.
Bu gerçek, özellikle bizim coğrafyamızda daha da anlam kazanmaktadır. Doğu Akdeniz’in stratejik dengeleri, Kıbrıs meselesinin tarihsel süreci ve bölgedeki güç mücadeleleri düşünüldüğünde güvenlik ve caydırıcılık meselesi her zamankinden daha önemli hale gelmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı da aslında bu tarihsel gerçekliğin bir sonucudur.
Elbette ki her toplumun en büyük arzusu barış içinde yaşamaktır. Kimse savaş istemez. Ancak barışın sürdürülebilir olması için güçlü kurumlara, sağlam bir savunma anlayışına ve birlik içinde bir topluma ihtiyaç vardır. İşte bu noktada söz konusu ifade yalnızca askerî bir öğüt değil, aynı zamanda bir devlet felsefesidir.
Bugün dünyada yaşanan gelişmelere baktığımızda bu düşüncenin hâlâ geçerliliğini koruduğunu görüyoruz. Uluslararası ilişkilerde güç dengeleri değişse de temel gerçek değişmemiştir: Barışı korumak isteyen toplumlar güçlü olmak zorundadır.
Sonuç olarak, “Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah” sözü bize tarih boyunca değişmeyen bir gerçeği hatırlatır. Barış, sadece iyi niyetle değil; aynı zamanda hazırlık, kararlılık ve güçlü bir irade ile korunabilir.
Barışı kalıcı kılmanın yolu da işte tam olarak buradan geçmektedir.
Barış İsteyen Savaşa Hazır Olmalıdır yazısı ilk önce Kıbrıs Hakikat üzerinde ortaya çıktı.








