Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Yönetimi’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü bilimsel araştırmaları Birleşmiş Milletler’e şikâyet etmesini, bölgedeki gerçekleri görmezden gelen, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan “kabul edilemez” bir yaklaşım olarak nitelendirdi. Öztürkler, Rum Yönetimi’ni, şikâyet ve silahlanma politikaları yerine adadaki gerçekleri kabul etmeye çağırdı.
Yaptığı yazılı açıklamada Öztürkler, Rum Yönetimi’nin, BM’ye gönderdiği mektupta, Türkiye’nin “Akdeniz Araştırma 1” gemisiyle Doğu Akdeniz’de yürüttüğü araştırma faaliyetlerine itiraz ettiğini, bu çalışmaların “kendi izni olmadan” yapılamayacağını ileri sürerek Türkiye’nin faaliyetlerinin engellenmesi için BM’den yardım istediğini belirtti.
Öztürkler, bir taraftan Türkiye’nin araştırma faaliyetlerine karşı çıkan Rum Yönetimi’nin, diğer taraftan İsrail ve Fransa ile askerî anlaşmalar yapmasının, Yunan savaş uçakları ve savaş gemilerinin adadaki varlığını kalıcı hâle getirmeye yönelik açıklamalarda bulunmasının “açık bir çifte standart” olduğunu ifade etti.
Öztürkler, Rum komandolarının Selanik’teki yürüyüşe katılmasının da bu askerî yakınlaşmanın bir başka göstergesi olduğunu belirtti.
Öztürkler “Ancak Rum yönetiminin unuttuğu önemli bir gerçek vardır: Bu adada yalnızca Rumlar değil, egemen bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve haklarından asla vazgeçmeyecek Kıbrıs Türk halkı da vardır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Kıbrıs Türk halkının güvenliği, egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne ilişkin kararlı duruşunun son derece değerli olduğunu belirten Öztürkler, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde KKTC ile ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki çağrısının da KKTC’nin uluslararası alandaki haklı mücadelesine verilen güçlü desteğin göstergesi olduğunu söyledi.
Öztürkler, açıklamasında şunları kaydetti:
“Bizler, KKTC’nin egemenliğini, güvenliğini ve Doğu Akdeniz’deki ortak haklarımızı Anavatan Türkiye ile birlikte savunmaya kararlıyız. Rum Yönetimi artık tehdit, şikâyet ve silahlanma politikaları yerine adadaki gerçekleri kabul etmelidir. Çünkü bizim en büyük güvencemiz Anavatan Türkiye’dir. Türkiye’nin gücü, desteği ve kararlı duruşuyla KKTC’nin haklarını, egemenliğini ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkı yalnız değildir, hiçbir zaman da yalnız olmayacaktır!”







