MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında ABD – İsrail / İran savaşına geniş yer ayıran Bahçeli “İsrail Netanyahu’ya mecbur değildir. Ortadoğu da rejim değişikliği olacaksa İsrail’de olmalıdır” dedi.
İşte MHP lideri Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları:
“Milliyetçi Hareket Partisi daha güçlü bir devlet ve daha müreffeh bir toplum için milli birlik ve bütünlüğün tahkim edildiği barış ve huzurun egemen olduğu bir Türkiye’yi Cumhur İttifakı birlikteliğinde hayata geçirme gayretindedir. Önümüzdeki günlerde yeni çalışma programlarıyla milletimize gidip daha çok gönle girmek için çaba göstereceğiz.
Emperyalist güçler, insani duyarlılıkları ve uluslararası kuralları yok sayarak ya da ortadan kaldırarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabası içindedir. Teknolojik ve ekonomik hakimiyetin sağladığı üstünlükle hedef alınan ülkelerde etnik ve dini unsurlar, istikrarsızlaştırmanın en önemli araçları ya da iş birliği aktörleri olarak kullanılmaktadır. Maalesef bu gelişmeler Müslüman coğrafyaların adeta kaderi haline gelmiştir. Bölgemizde yaratılan nobranlığın, barbarlığın ve emperyalist heves ile emellerin önemli sebeplerinden biri de bundan yüz yıl önce kurgulanan, haritaların emperyalist masalarda çizildiği ve mazlum halkların sömürgeci canilere meze yapılmak istendiği Sykes-Picot düzeninin revize edilerek yeniden bölgemizde ve dünyada hakim kılınması arzusudur. Aktörler ve araçlar değişse de taraflar ve emeller hiç değişmemektedir. Etnik, dini ve mezhepsel olarak bin bir parçaya bölünmüş, istikrarsız, güvensiz, marjinalize edilmiş ve terörize edilmiş gruplarla çatışma ve kaosun egemen olduğu bir bölge hedeflenmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “Öyle insanlar vardır ki adeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir” buyurmuşlardır. Öyleleri de vardır ki şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir. Bugün yaşadığımız siyonist barbarlık, ABD ve İsrail ortak yapımı hukuksuzluğun, zulmün ve kötülüğün adeta şerrin anahtarıdır. İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiş ve huzur umudunun sönmesine neden olmuştur. Açıkça görülmektedir ki İsrail hem bölgenin hem de dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir. ABD’nin Orta Doğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı Batı ve Amerikan halkında büyük tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İsrail’in katliam politikaları Yahudilerin dünya genelinde nasıl algılanacağına dair oldukça kötü ve köklü bir değişimin zeminini hazırlamıştır.
‘İSRAİL NETANYAHU’YA MECBUR DEĞİLDİR’
Daha önce de ifade edildiği gibi dünya Yahudilerinin İsrail’in bu halinin sürdürülemez olduğunu ve Yahudiliğe zarar verdiğini görmesi ve bunu insanlığa ilan etmesi gerekmektedir. Bize göre İsrail antisemitizmi üreten yeni bir araç haline gelmiştir ve bu sapkınlıktan arındırılması dünya Yahudiliği için de oldukça önemli ve kaçınılmazdır. Artık İsrail’in Netanyahu’ya mahkum ve mecbur olmadığının, Netanyahu’nun politika ve yaklaşımlarının Yahudiliği temsil etmediğinin yüksek sesle haykırılması zamanı gelmiştir. Orta Doğu’da bir rejim değişecekse bu İsrail olmalıdır.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu’yu ve İsrail’i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diyerek iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara ve tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir. Trump, 340 milyonluk Amerika Birleşik Devletleri’ni 10 milyonluk İsrail’in kan emici Başbakanı Netanyahu’nun kuyruğuna takmış ve tüm bölgeyi felakete sürüklemiştir. Şimdi de savaşı sahte bir zafer ilanıyla bitirmenin arayışı içindedir. Böyle bir Amerika’nın büyük Amerika olamayacağı açıktır. Böyle bir Amerika’nın dünya barışı, düzeni, istikrarı ve refahı vadetmediği ortadadır. Ortaya çıkan bu çarpık düzenin sahiplerinin yaşattıklarını bir gün mutlaka kendilerinin de yaşayacakları beklenen bir durumdur. Savaşın uzamaması bir an önce ateşkesin sağlanması acil bir ihtiyaçtır. Vahşi eli kanlı emperyalizmin ahlaksızlık örneklerini sergilemekten vazgeçmemektedir. Küresel dengelerin değiştiği bölgesel fay hatlarının hareketlendiği bir dönemden geçilmektedir. İnsanlık unutulmuş batı değerler sistemi çökmüştür. Korkarım ki dünya gerilim sarmalına sürüklenmektedir. Bu gidişat hayra alamet değildir. Buna dur demek insanlık vazifesidir. Bu savaşın kazananı olmayacaktır.
‘KIBRIS BİZİM İÇİN EGEMENLİK MESELESİDİR’
Yakından takip ettiğimiz küresel krizlerin İran’la sınırlı olmadığı açıktır. Hiç kimse bizden Güney Kesimi’nin silaha boğulduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs’ı yalnız bırakmamızı, soydaşlarımıza yönelen tehditleri görmezden gelmemizi beklememelidir.
Unutulmamalıdır ki Kıbrıs bizim için alalade bir dış politika konusu değil milli bir dava vazgeçilmez bir egemenlik meselesidir. Türk devletleri teşkilatının yeni bir ağırlık merkezi olarak bölgede barış huzur ve istikrarın tesisine önemli bir katkı sağlayacaktır.
‘YOZLAŞMIŞ BİR YAPI CHP’YE EGMEN OLMUŞTUR’
Açıkça ifade etmek isterim ki Türkiye’nin iç cephesini zayıflatmaya yönelik her söylem, her eylem ve her kışkırtma doğrudan doğruya milli güvenliğimizi hedef almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti muhalefetin günübirlik polemikleriyle, ucuz siyasi hesaplarla, sığ tartışmalarla ve sorumsuz açıklamalarla yönetilebilecek bir ülke değildir. Hele hele böylesi hassas bir dönemde devletin yanında durmak yerine karşısında saf tutan, milli meselelerde dış mihrakların aklıyla konuşanların millet vicdanında karşılığı olmayacaktır. Her geçen gün yeni bir skandal habere konu olan CHP’li belediyeler maşeri vicdanı rahatsız etmektedir. Birbiri ardına ortaya saçılan rüşvet ve irtikap iddiaları hukuki bir mesele olmaktan çıkmış, siyasi yozlaşmanın Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesine sirayet ettiğinin açık bir göstergesi haline gelmiştir. Bu vahim tablo kök salmış bir çarpık zihniyetin, çürümüş bir siyasi anlayışın ve yozlaşmış bir yönetim yapısının Cumhuriyet Halk Partisi’nde egemen olduğu izlenimini vermektedir.
‘HİÇ KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLDİR’
Şehrin emini olması gerekenler ne hazindir ki emanete hıyanet etmiş, yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır. Görünen o ki Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş ve erozyona uğramıştır. İltimas, yolsuzluk ve bunlarla iç içe geçmiş çarpık ilişki ağları derinleşmiştir. Ancak hiç kimse dokunulmaz değildir, hiçbir makam sorumsuzluk zırhı değildir. Hukukun üstünlüğü esastır ve bu tür iddiaların sonuna kadar üzerine gidilmesi, sorumluların hesap vermesi kaçınılmazdır.
Böylesine ağır ve çok cepheli küresel tablo İsrail’deki bazı çevrelerin Türkiye’nin hedef olduğunu alenen dile getirdiği bir dönemde Türkiye’nin içeride güçlü dirençli ve kenetlenmiş olması tarihi bir zorunluluktur. Ülkemiz bu çalkantılı dönemden büyüyerek çıkacak, huzurlu bir dünyanın neşhet etmesinde de hizmet edecektir. Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşlik projesidir. Kardeşlik yerleşirken bölücü emellere heves edilmemelidir”
Kimse bizden Kuzey Kıbrıs’ı yalnız bırakmamızı beklemesin yazısı ilk önce Kıbrıs Hakikat üzerinde ortaya çıktı.










